Afyon Otobüs Bileti - OtobusBiletiAra.com
antalya escort
Türkiye'nin en büyük bilet portalı

Afyon Otobüs Bileti

Afyon otobüs bileti alırken fiyatları ve seferleri karşılaştır, en ucuz bileti al! Afyon’a giden otobüs firmaları için tıkla!

Dürıya fethedilir de Afyon Kalesi fethedilmez” derdi Bizanslılar. Onların “Akreon” Kalesi dedikleri Afyon Kaiesi, gerçekten çok sarp ve sağlamdı. Sivri. siyah kaya kitleleri üzerine kurulmuş bir kartal yuvasını andırıyordu. Bu kaleyi Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan aldı, O günden sonra, bu karalar giymiş, kara taşlı kaleye “Karahisar’ dediler.

Bir gün onu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad gördü. Böylesine yüksek. çetin kale görmemişti. Hâzinelerini koruyacak bundan daha sağlam kale olamazdı. Hemen ustalar göndererek kaleyi yeni baştan onarttı. Hâzinelerini buraya taşıttı. Bu olaydan sonra kalenin ve eteğindeki şehrin adı, Karahisarı Devle” oldu. Daha sonra, Selçuklu Devleti nin ünlü başveziri Sahip Ata Fahreddin Ali, hazînelerin bekçiliğim yapmam ve şehri Moğol akıniarından korumak üzere buraya yerleşti. Bundan dolayı şehre Karahisarı Sahip” adı verildi.

Çevrede binlerce yıldan beri afyon yetiştirilirdi. Bu yüzden şehre eskiden beri Afyon şehri de denilirdi Romalılar devrinde burada basılan paraların üzerine bile haşhaş kozasının resmi konuluyordu. Osmanlılar devrinde Anadolu’da, Karahisar adıyla bilinen tam altı şehir vardı. Bunlardan ayırmak için

Bevboğrek Destanı ile ilgili, teili duvakh bir Beyböğrek destanı anlatırlar. Dinle fethi günlerinde, Alp Aslan’ın akıncılarından Beyboğrek, yanına atar. Böyböğrek’i yakalarlar ama, onun namlı atını bir türlü yakalayamazlar. At çifteler atarak kalenin önünde döner, durur.

Tekfurun kızı Beyböğrek”i görür, görmesiyle de bu yiğit delikanlıya gönlünü kaptırır. Bir gece eiine şarap testisini alır, kalenin zindanına iner, koruyucuları lafa tutarak, onları afyonlu şarapla uyutur. Sonra zindan kapısını açar, Beyböğrek’i kurtarır. Birlikte kalenin burcuna çıkarlar. Kız, beline bağladığı urganı çözer, fakat urgan kısa gelmiştir. O zaman altın sarısı saçlarını keserek urgana ekler, Beyböğrek’i aşağı sarkıtarak kaçırır. Beyboğrek, kalenin çevresinde. tozu dumana katarak dört dönen sevgili atı Bengiboz’a atlar, pusuda cekieyen arkadaşlarıyla buluşur, kızın teslim ettiği anahtarlarla kale kapılarını açan Afyon’u fetheder. Anlı şanlı bir düğün olur, kızla evlenir.

Bugün Afyon’un musallasında “Namazgah” denilen bir kaya, Beyböğrek’in  eridiği yer olarak kabul edilir. Atın nallarının Afyon’daki Yarenlen Tekkesi rm direği altında bulunduğu söylenir durur.

Afyonda önceleri gözetleme kulesi olarak kullanılan kuleye de “Kız Kulesi Tekfur kızının burada gergef işlediği, sevgilisi Beyböğrek’i buradan gorcmğu söylenir. Yalnız söylenmekle kalmaz. Genç kızların, taze dulların uğrak yeridir burası… Kuleye çıkarak şöyle seslenirler:

Altın tahtım, Açılsın bahtım Evlenmeye geldi vaktim.

Gel kısmetim, gel.

Artık bundan sonra baht açılır, kısmet gelir mı? Onu bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey. yüzlerce yıl. genç kızların kaieyı s;k sık ziyaretleri

Afyon, Kurtuluş Savaşımız içinde ae şanlı bir destandır. Yolu zafere çıkar. Şair ne güzei söylemiş:

Göz göz sulan var doğup batıyor. Koçyığitier elde silâh tutuyor.

Toprağında bunca arslan yatıyor. Zafere çıkıyor  Afyon’un Evliya Çelebi’nin hac yolu üzerinde bulunan Afyona geldiği 1671 yılı Mayıs ayı sonlarında Afyon, “Karahisarı Sahip” adıyla 42 mahaile ve 4 bin haneli ıl merkezidir.

Şehre tepeden bakan kalesi sapasağlam ayakta durmaktadır. Evliya Çelebi, bu kalenin “Rum kayserleri”, yani Roma ve BizanslIlar tarafından yaptırıldığını, Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad eliyle fethedildiğini. sonra Germiyanoğulları’ na geçtiğini, Sultan Orhan’ın Osmanlı Beyliği’ne kattığını yazarak şöyle der: “Eteklerimi belime dolayarak bu kaleye çıktım. Kapısı doğuya bakıyordu. “Sonra şu bilgileri verir:

Karahisar şehri kalesi, şehrin güneyinde çok yüksek ve yalçın bir dağın tepesindedir. Ben, aşağı şehirde Ulu Cami önündeki Aşağı Kale kapısından girip bu kalenin ta tepesindeki Hünkâr Camii’ne kadar tam iki saatte çıktım. Bu kalenin içindeki Sultan Keykubad Camii küçüktür, ama çok sanatlıdır. Mihrabı baştan başa çinilerle kaplıdır. Ne yazık ki minaresi, zelzeleden yıkılmıştır. Caminin sağında Kırklar Makamı vardır.

Evliya Çelebi, Afyon Kalesi’nin buğday ambarları, sarnıcı ve cephaneliğinin bulunduğunu, çevresinin 2 bin adım olduğunu yazar: “Bu kalede insan yoktur ama, şehrin zenginlerinin kilitli mahzenleri vardır. Bir kuşatmada veya Celâli eşkıyası gelirse herkes kıymetli eşyalarını bu kalede saklar. Onun için kapısı daima bekçilerle tutulmuştur” der. Çelebi, İç Kale’den Orta Hisar’a sarın kapısı yanında bir kule gördüğünü, kulenin taşları üzerinde zenginlerinin suretlerinin bulunduğunu söyler. Şehir, İç Kale kuğu dağın eteklerinaedir. Evliya Çelebi’ye göre şehir “kalabalık deryasıdır”. Afyon ileri gelenleri ve tanınmış kişileri samur kürk, sof, giymekte, kadınları da beyaz çarşaflara bürünmektedir.

– – Mevlâna muhibbi (Mevlâna’yı seven) olduğunu söyleyen Evliya Çelebi, şöyle sıralar:

Bu şehirde bir ruhaniyet vardır, insan bu şehre girince sanki kalp gözü aciz. Bağ ve bahçeleri, kuş sesleri cana rahat verir. Bilhassa cennet bahçeli Satalbaş Paşa Sarayı, Ali Kadı Sarayı mamur saraylardır.

Bu şehir içinde ve dışında pek çok ziyaretgâh vardır ama bendenizin yüzümü sürdüklerim şunlardır: Önce şehir dışında Kütahya yolu üzerinde bulunan Yahşi Baba ile Bahşi Baba türbesi. Bunlar iki kardeş imişler. Yavuz Selim Afyon’a geldiği sırada huzurunda yemek yerken Selim’e “Biz bu an gidiyoruz, sana selâmet olsun!” demiş ve o anda vefat etmışier. Oraya gömülüp, mezarları üzerine bir tekke yapılmış. Kendileri Horasan erenlerinden.Afyon otobüs fiyatlarını karşılaştırmak için tıkla!

Evliya Çelebi, Karaca Ahmet Sultan’ın makamının Afyon’da bulunduğunu. Şahrah Sultan, Mevlâna soyundan Sultan-ı Divani. Sultan Alâeddin kızı Asiye Sultan’ın da türbeleri olduğunu söyler. Asiye Sultan çocuğunu doğu- ramadan öldüğü için, çocuksuz kadınların türbe toprağını alarak suda ezdiklerini ve içtiklerini, hemen gebe kaldıklarını da sözlerine ekier.

Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilere göre, o günlerde Afyon da 2048 dükkân, 2 bedesten, 42 cami, 7 tekke, 5 hamam, 19 han. 200 çeşme vardır. Bu çeşmelere suyu Ana Kadın adlı zengin bir kadın getirtmiştir. Tarlalarda ve bahçelerde Afyon yetiştirilmektedir. Afyon tohumundan yemeklik yağ çıkaran atölyeler bulunmaktadır.

Dinar

Büyük Menderes Nehri, Afyon İli’nin Dinar İlçesi’ndeki bir kaynaktan doğar. kıvrıla kıvrıla gider, Ege’den denize dökülür. Dinarlılar bu kaynağa Suçıkan ya da Pınarbaşı derler.

Dinar’ın hemen yanıbaşındaki tepelerin eteğinde gürül gürül suların çağlayan mesire yeridir burası. Dinarlılar, öteden beri konuklarını burada ağır-

Durada yer içer, eğlenirler. Sık sık müzik şölenleri de olur. Bu geleneksel  emerin bir de efsânesi vardır, anlatırlar:

Bir zamanlar Dinar’ın bulunduğu yerde Selenea adlı, kendi halinde yaşar” bir şehir varmış. Frigya Kralı Midas bu şehirdeki kaynağı çok  süre Selena’yı başkent yapmış, kaynağın başına bir saray kurmuş. O günlerde Selenealı Marsiyas adlı, müziksever bir genç, kaynağın çevresinde dolaşırken, bir flüt bulmuş. Bu Tanrıça Athena’nın sihirli flütüymüş. Athena’ya flüt çaldığı zaman yüzünün çirkinleştiği söylenince kızmış, futunu dj kaynağa fırlatıp atmış. Marsiyas, bulduğu flütü dudaklarına götürmüş. Bir ses ki. dinieyenieri sarhoş etmede, nağmeleri tüm çevreye dalga dalga yayılmada… Marsiyas, artık gece gündüz flüt çalıyor, konserler veriyormuş. Şöhreti kısa sürede tüm Anadolu’ya yayılmış, herkes bu flütü dinlemek için Selenea’ya akın ediyormuş. Derken, Marsiyas’ın şöhreti, Apollon’un kulağına gelmiş. O güne değin “lir” çalmakta usta olan Tanrı Apolion, kıskançlık duyguları içindp Selenea’ya gelmiş. Marsıyas’ı halkın önünde yarışmaya çağırmış. Halk Bozdağ’ın yeşil çayırlı eleklerinde toplanmış, üç kişilik de bir jüri kurmuşlar. Jürinin başkanı da Kral Midas…

Yarışma başlamış… önce Apolion liriyle ilahı havalar çalmış, sanat ve su perileri olan müzeler, koro halinde Apollona eşlik etmişler. Ardından Marsiyas, almış flütünü eline, başlamış üflemeye… Birinci, ikinci parçalardan sonra, tüm dinleyiciler çılgınca alkışlamışlar Marsıyas’ı… Başta Kral Midas olmak üzere jüri üyeleri şaşkına dönmüşlerdi. Marsiyas daha güzel çalıyordu, birincilik hakkıydı ama bu işe Apolion ne derdi9 Uzun tartışmalar oldu, halk “Marsiyas! Marsiyas! diye alkış tutuyordu. Sonunda Kral Midas. cesaretle kararını verdi. Marsiyas, birinci seçilmişti.

Karar, Apollon’a duyurulduğu zaman çUgma dönmüştü. Bir hamlede Marsiyas’ın üzerine atılmış, onu öldürmüş, densin! yüzdürerek şimdiki Suçıkan kayalarına astırmıştı. Sıra Kral Midas’a gelmiş, ona şöyle seslenmişti:

– Sen benim İlahîlerimi seslerini dinlemekten acizsin! O duymayan kulakların büyüsün..

Gerçekten, o günden sonra Midas kulakları büyümeye başlamış, bu yüzden kendisine “Eşek Kulaklı Midas” denmişti.

En azından iki bin beş yüz yıllık bir Anadolu efsânesi bu. .

Bugün, Dinar’ın Suçıkan kaynağının üst yanındaki Kayalıklara çıkanlar, su birikintilerinde yetişen kamışların ince, yanık seslerini duyar. Marsiyas’ın “sihirli flüt” efsânesini, bir kez daha dile getirirler.

Persler’in Anadolu’ya akınları sırasında, Kral Daranın, yazlık başkent olarak Dinar’ı seçtiği ve sarayını kaynağın üzerine yaptırdığı söylenir.

Tarihçilere göre, 2 yıl Dinar’da oturan Dara, darphanesini de burada kurmuş, para bastırmıştır. Persler’in kullandıkları paraya “Dinar” dendiği için, şehrin adının buradan geldiği söylentiler arasındadır.

Romalılar bir ara, şehre “Apamia” adını vermişlerse de, Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’yu fetihlerinden sonra, şehir “Dinar” adıyla tanınmış, bu adıyla tarihe geçmiştir. Selçuklular devrinde önemli bir ticaret merkezi olduğu ve para bozan sarrafların çokluğu dolayısıyla şehre “Dinar” adının verildiği de söylenmektedir. Afyon otobüs bileti hemen almak için tıkla!

Dinar ve çevresinin çok eski bir tarihi olduğu, bölgedeki arkeolojik kalıntılardan anlaşılmaktadır. Son yıllarda bu bölgede kazılarla çıkan arkeolojik tarihî eserler Afyon Müzesi’ne kaldırılmış ve bu müzede sergilenmiştir. Bu bir Apollon heykeline de rastlanmış olması, Dinar’ın önemini çok daha ilginç bir biçimde ortaya koymaktadır.

Dinarlılar devrinde de önemini korumuş, bölgenin bir ticaret merkezi Dokumacılık sanayiinde de ileri giden Dinar, “Dinarı” adı verilmiş, şöhret yapmıştır.” yüzyıl içinde Dinara gelen bir seyyah, Dinar’ın pazar şehri olduğunun daha çok ticaretle uğraştığından bahsederek şöyle der: “Buranın havası ve suyu hoş, ahalisi zevk sahibi, eğlence severdir.” Gerçek Dinar, türküleri ve oyunları ile Türk folklorunda seçkin bir yer alır. Bu efsane kaynağı Suçıkan mesire yerinde serinleyenler Marsiyas’ın derinsen derine gelen flüt sesim duyar gibi olurlar. Dinanı şair Gürcan seslenir bu Alasndros suyu benim ilçemden doğar Marsiyas’ın flütünü çalarak Güzel Athena’nm armağanı Kral Midas’ın kral yüreğini okşar.

Kanlı ellerini Tann Apoiionün Ve Udinin altın tekerim Yıkar Tanrılığına dönerek Malndros suyu benim ilçemden doğar.

Efsâneler diyarı, şiir, müzik ve sanat şehri, güzel Dinar’ı tatlı anılarıyla baş başa bırakarak şimdi de Emirdağ’ını söyleşelim. Afyon otobüs bileti fiyatlarını karşılaştırabilirsiniz.

Afyon İli’nin on bini aşkın nüfusuyla her geçen v! büyüyüp serpilen ilçe merkezi Emirdağ, adını yanıbaşınaa yükselen Emir Dağları’ndan alır. Aslında Emirdağ şehrinin ilk adı MusiucaiVdır Bu adın, Selçuklular devrinde, bölgeye yerleştirilen Oğuz oymaklarından birinin beyi oian Musluca’dan geldiği söylenir. OsmanlI Padişahı Abdüiazız devrinde, küçük bir köy oian Muslucaya çok sayıda göçmen yerleştirilmiş ve adı, o günden sonra “Aziziye” olmuş. Cumhuriyet’ten sonra, 1932 yılında ilçe merkezi olan Aziziye’nin adı değiştirilmiş. Emirdağ adı verilmiştir.

Afyon ili’nin doğu kesiminde yükselen Emir Dağları silsilesi, güneyde Emir Tepesi. kuzeyde Yellibel’le iki düğüm yaptıktan sonra, Bolvadin üzerinde Sultan Dağları’na ulaşır.. çevre halkının dilinden düşmeyen söylentilere göre, Konya’yı  Selçuklu sultanları, egemenliklerini Sultan Dağlarüna kadar adan ötesine de emirlerini “uçbeyı” olarak yerleştirmiş, onları, i- cağ a ma Bizansl ılar’a karşı güç saymışlardır. Bu nedenle, bu dağlardan  uzanan bir bölüğüne Sultan Dağları, sınır boyunda öteki kesim Dağlan demişler. Başka bir söylentiye göre, her iki dağ silsilesi Turk beyi otururmuş. Sultan Dağları’nda oturan İshak Bey, kışın, eser. şimdiki Sultandağı kasabasında oturur, yazın dağlara çıkar, yaylak yaparmış. Emir Dağları’nın beyi Musluca ise. Musluca’da, kışlar vazın da çadırını dağlarda kurarmış. Afyon ucuz otobüs bileti aramayın sitemizden hemen temin edin

Gel zaman-git zaman, Musluca Bey’in oğlu Carullah, çevre dağlarda avlanırken, bir ceylana rastlamış. Yayını germiş, okunu sürmüş ama ceylan bu durur mu, şimşek gibi kayadan kayaya atlayarak uzaklaşmış. Carullah da ardından… Düşmüş ceylanın peşine, şu tepe, bu dağ derken, ceylan, yeşil bir yamacın eteğindeki bir obada kayboluvermiş. Dolu dizgin obaya giren Carullah, karşısına çıkan ilk çadıra seslenmiş:

– Kimse yok mu?

Çadırdan ince bir ses:

– Kimi arıyorsunuz?

– Bir ceylan sürdün, çeldi, bu obaca Kayboldu, onu arıyorum.

Ses yok., az sonra, ay parçası fidan boylu, on sekizinde var-yok. bir kız dışarı çıkmış Delikanlı kızı onu germez, inanamamış, böylesi güzeli ömründe görmemiş

Carullah. ceylanı çoktan unutmuştur ore. bir an Kendine gelmiş, sayıklar gibi:

— Şey, demiş.. Bu oba kimin?

– ishak Bey’in..

-Sen?

– Kızıyım.

– Yaa!.

Göz göze gelmişler. Ne var bilmeyiz bu gözlerde.. Bir kıvılcım tutuşturmuş ikisinin de yüreğini.. Oğlan su istemiş, kız uzatmış bakracını. Daha fazla duramamış, dönmüş geriye oğlan içi burkularak. Kız, ardından bakakalmış, yüreğinden bir şeyler kopup götürdüğünü duya duya..

Üç-beş gün sonra atlılar gelmişler, kır yağız atlılar obaya..

ishak Bey’e konuk olmuşlar, selâm getirmişler Musluca Bey’den. Dünür olmuşlar bey kızına, Musluca Bey’in oğlu Carullah için, ishak Bey:

– Ben, demiş, kızımı er yiğide veririm, ceylan sürücüsüne değil.. Göstersin mertliğini, alsın kızı..

Haber, Carullah’a ulaşmış.. O da:

– Yiğitlik, er meydanında belli olur. İshak Bey’in yiğidi varsa çıkarsın karşıma.. Güreş tutalım, ok sürelim, cirit atalım. Dururken kan dökülmesini istemeyiz.

C.rıi Kurallarına göre, düşen bir atlının yerine, o saftan bir başka yiğit, vu- mşaciiirmiş. Kardeş kardeşe bir çatışmadır başlamış yemden..

Bu çatışma ne zamana kadar sürmüş, sonunda ne olmuş? Söylentilere çakılırsa Carullah Bey’le, bey kızının aşkları mutlu bir sonuca bağlanmış. Başka bir söylentiye göre, bu gösteri, kamı bir çatışmaya dönüşmüş, Carullah da, bey kızı da muratlarına eremeden bu savaşta ölmüşler. Bugün Emir- dağı’ndaki mezarlarında yan yana yatarlar. Başka bir mezarda da İshak Bey in oğlu yatmakta.. Her ikisini de ilçe halkı ziyaret eder, özellikle, genç kızların uğrağı olur, umutsuzlar umut bekler, niyet tutarlar.

Karacaahmet’e Doğru Afyon’a bağlı İhsaniye ilçesi’nin Karacaahmet Köyü’nde bir türbede bir yatır vardır ki, her gün ziyaretçileri ile dolar, taşar. Söylenenlere bakılırsa, bu türbede yatan Karacaahmed Horasan erenlerinden ermiş, bir ruh ve akıl doktorudur. Bir zamanlar bu yörelere gelmiş, çadırını kurmuş, çevresine toplananların gönüllerine sefâ, dertlerine şifâ olmuş.. Derken. Türkmen beyinin direğe bağladıkları deli kızını üç gün içerisinde tedavi ederek, gözleri sürmeli, nazlı bir ceylân gibi babasına teslim etmiş; o da kızını Karacaahmed’e nikâhlamış. Afyon otobüs seferleri için tıkla!

Karacaahmed’in şöhreti bütün Anadolu’ya yayılmış, en azgın deliler, burada akıllı-uslu insanlar olmuş. Onun delileri bağladığı tomruk hâlâ yerinde.. Bugün de hastaları getirir, bu tomruğa bağlarlar…

Sözü burada balla keselim ve bir başka şehrimizi dinleyelim.

 kadıköy escort escort ümraniye ümraniye escort escort kartal ataşehir escort escort beşiktaş escort ataköy rus escorts
antalya escort